İki asırlık hafıza gün yüzüne çıktı: Davutpaşa Kışlası’nın 200 yıllık serüveni YTÜ’de ziyarete açıldı | Yıldız Teknik Üniversitesi Ana içeriğe atla

İki asırlık hafıza gün yüzüne çıktı: Davutpaşa Kışlası’nın 200 yıllık serüveni YTÜ’de ziyarete açıldı

HABERLER

İki asırlık hafıza gün yüzüne çıktı: Davutpaşa Kışlası’nın 200 yıllık serüveni YTÜ’de ziyarete açıldı

20 Nisan 2026 Pazartesi 13:32 YTÜ İletişim Koordinatörlüğü
Davutpaşa Kışlası’nın 200 yıllık serüveni YTÜ’de ziyarete açıldı

Sultan II. Mahmud döneminde inşasına başlanan Davutpaşa Kışlası’nın askeri, mimari ve sosyokültürel değişimi, YTÜ Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin düzenlediği fotoğraf sergisiyle gün yüzüne çıkarıldı. Kışlanın kuruluşunun 200. yılına özel hazırlanan ve arşiv niteliğindeki 42 özel kareden oluşan sergi, 10 Mayıs'a kadar tarihi Sancak Köşkü’nde ziyaretçilerini ağırlayacak.

Bizans İmparatorluğu’ndan Osmanlı dönemine kadar stratejik bir merkez olan ve 15. yüzyıldan itibaren Rumeli seferleri öncesinde ordunun toplanma alanı olan Davutpaşa bölgesinde Sultan II. Mahmud’un askeri reformları kapsamında 1826’da inşasına başlanan Davutpaşa Kışlası’nın iki asırlık geçmişi, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan özel bir projeyle kayıt altına alındı. 

YTÜ Yıldız Teknopark’ın destekleriyle hayata geçirilen ve küratörlüğünü Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Görevlisi İsmail Coşkun’un üstlendiği Davutpaşa Kışlası’nın 200. Yılı Fotoğraf Sergisi, YTÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Göksel Ağargün ve Prof. Dr. Güleda Engin ile Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Gündüz’ün katılımlarıyla tarihi Sancak Köşkü’nde düzenlenen törenle sanatseverlerin ziyaretine açıldı. 

Kompleksin ana yapısı Otağ-ı Hümâyûn’dan ‘Taş Bina’ya tarihi hamamdan Sancak Köşkü’ne, günümüze ulaşmayan kulelerden hayvan hastanesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan seçki, kışlanın dünden bugüne fiziksel ve kültürel dönüşümünü kronolojik bir bütünlük içinde gözler önüne seriyor.

Akademik yönetimden tarihi mirasa tam destek

Serginin açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güleda Engin, her iki yerleşkenin de tarihi kimliğiyle müstesna birer yaşam alanı olduğunu belirtti. Üniversite bünyesindeki uygulama ve araştırma merkezlerinin bu tür somut çıktılar üretmesinin önemine değinen Engin, restorasyonla hayat bulan Sancak Köşkü gibi kıymetli mekanların bu tarz nitelikli faaliyetlerle canlandırılmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek emeği geçenleri kutladı. Programda söz alan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Göksel Ağargün ise serginin hayırlı olmasını dileyerek, tarihi hafızayı canlı tutan bu çalışmada emeği geçen akademik kadroya ve tüm paydaşlara teşekkürlerini sundu.

Görsel diplomasi ve kaybolan yapıların izleri

Serginin açılışında söz alan Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Gündüz ise serginin, Osmanlı askeri modernleşmesinin yanı sıra sosyal sahadaki yenileşmeyi de yansıttığını belirtti. Sultan II. Abdülhamid’in fotoğraf teknolojisini, sinema ve televizyonun icadından çok daha önce stratejik bir imaj ve diplomasi aracı olarak kullandığını hatırlatan Prof. Dr. Gündüz, dünya kütüphanelerinde o döneme ait 40 bini aşkın fotoğraf bulunduğunu ifade etti.

Geçmiş ile bugünün harmanlandığı sergide, zaman içinde ortadan kalkan yapıların da arşiv belgeleri ışığında yeniden görünür kılındığına işaret edildi. Özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde Amerika Kongre Kütüphanesi’ne gönderilen hediye albümlerde tespit edilen ve süvari birliklerine hizmet veren hayvan hastanesi ile kışla köşelerindeki kuleler, görsel kaynaklar aracılığıyla ilk kez bu denli detaylı biçimde kamuoyuna sunuldu. Ayrıca, sergideki eserlerin gelecek nesillere kalıcı bir miras olarak aktarılabilmesi amacıyla kapsamlı bir sergi kataloğu da hazırlandı.

Dönemini inceleyen ilk bilimsel kurum

Sergiyi hayata geçiren YTÜ Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi, Türkiye’de bu dönemi müstakil olarak incelemek amacıyla kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. 2015 yılında kurulan merkez, tarihi süreçleri, kurumları ve şahsiyetleri birincil arşiv kaynakları doğrultusunda, disiplinler arası ve nesnel bir yaklaşımla ulusal ve uluslararası akademi dünyasına kazandırmaya devam ediyor.