GÖRÜŞ VE İSTEKLER

"Bu sayfadaki yazılarda isim belirtilmesini gerektiren genel konular dışında isim ve E-maillerinizi yayınlamıyorum. Eğer isminizin yazılmasını istiyorsanız bunu mailinizde belirtiniz. Ayrıca, fikir beyan eden bir yazı hakkında tartışmak istiyorsanız, yazarı izin verirse mailini iletebilirim."

DUYURU  :  Bilhassa Çevre Mühendisliği öğrencileri İnternet üzerinde aradığı konu ile ilgili Türkçe site adreslerini istemekte, fakat iş yoğunluğu nedeniyle herkese cevap yetiştirmem mümkün olmamaktadır, kusuruma bakmayın. Bu arkadaşlar arama sitelerinde Türkçe kelime kullanarak arama yapabilirler. İlginç bir site olduğunda bana da haber verirlerse memnun olurum.


TEKNİK KONULAR
       ÇEVRE MÜHENDİSLERİ                       ÖĞRENCİ VE DİĞER ZİYARETÇİLER

 

 


Ya ümitsizsiniz,

Ya ümit sizsiniz,

Ya çaresizsiniz,

Ya çare sizsiniz.


 

 


Sayın Gürdal KANAT Hocam, Ben …. Üniversitesi ….. Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. … ilimiz Karadeniz de bir şehir. Ancak bu şehrin çöp yani bir katı atık problemi var. Bu konuda valilik ve Belediye bazı ön çalışmalar  başlatmışlar sorunun çözümü için. Ben daha önceden kompostlama ve biyogaz eldesi üzerine şahsi çalışmalar yapmıştım. (Daha önceki çalışma yerim Balıkesir Ü. idi. Ve Balıkesir de tavukçuluk yaygın oldugu için bazı çalışmalarım olmuştu. Ancak bazı şahsi ve ekonomik nedenlerden dolayı tam anlamıyla hayata geçirememiştim ve tamamlanamadı.) Bu konudaki az veya çok tecrübelerim den dolayı ve yaşadığım şehrin sorunlarına karşı duyarsız kalamayacagımdan yetkililerle irtibata geçip konuya dahil oldum. bu konuda çalışmaların akademik bakış açısıyla da desteklenmesi başarıya ulaşması açısından elzem olduğunu düşünüyorum.

Bu konularda uzman bir çevre mühendisinin bakış ve görüşüne ihtiyacım olması nedeniyle size yazıyorum bu maili. Web sitenizde bu konudaki soru ve sorunlara çok aydınlatıcı bilgiler verdiğinizi gördüm. Bana, bir katı atık yönetimi ( depolama, çöplerin özelliğinin belirlenmesi kompostlamada dikkat edilecek hususlar, foseptik atıkların ve atı suların arıtımı vb..) belirlenmesi konusunda dikkat etmem gereken hususlar konusunda aydınlatıcı bilgiler verebilirseniz çok çok sevinirim. (Özellikle kurulacak ayırma, depolama ve kompostlama, sistemlerinde aranması gerek özellikler, sistemlerden önce elimizde olması gereken katı atık değerleri, sistemlerin kurulumunda ve işletilmesinde dikkat gereken hususlar, vb. konularda ana beklentiler ve dikkat edilmesi gereken konular.) 

Yardımlarınızdan dolayı şimdiden teşekkürlerimi bir borç bilirim. Saygılarımla

Bildiğiniz gibi kompost, kısaca, doğal bir biyokimyasal olayın mekanik ve teknolojik yardım ile hızlandırılmasıdır, yani ekonomik ve sosyal fayda sağlanabilirse (hazırlanabilirse) iyi-kötü yapılabilir. Fakat ülkemizde, yerel şartlar dikkate alınmayıp fizibilite hesapları iyi hazırlanmıyor. Daha sonraki işletme aşaması da başarılı yapılamayınca tesisler kapanıyor. (Addressing the operational problems in a composting and recycling plant; Waste Management 26 (2006) 1384–1391 makalemizde belirttiğimiz gibi)

Sorularınıza gelirsek, sorularınız genel konular, İngilizcesi iyi bir arkadaşınız yardımıyla internette (yada kütüphanelerimizdeki kitaplarda) istemediğiniz kadar bilgi var, vaktim kısıtlı olduğundan bir zahmet bu kaynaklardan yararlanın. Fakat, önemli olan bu bilgileri ülke şartlarına aktarabilmek. Bizim yapamadığımız girişimcilik örneğinin sergilenmesi gerekir.

>>>>>> elimizde olması gereken katı atık değerleri,

Organik oranı yüksek, ağır metali düşük hemen her atığa kompost uygulanabilir (Türkiyenin atığı genelde gayet müsaittir) Fakat, bahsettiğim gibi büyük ölçekli tesislerde ekonomik fizibilete çalışması ve iyi bir işletme çok önemlidir.

Sonuç olarak, vaktim kısıtlı olduğundan bir zahmet genel konuları kaynaklardan araştırın ama uygulama safhası için size yardım etmeye çalışırım. Kolay gelsin, iyi çalışmalar.

Sitenizden yeni haberim oldu ve çok sevindim.

Ben de ….. Çevre 1991  mezunuyum.

Çok üzülüyorum bazen keşke hocaları daha iyi dinleseydim ya da daha güzel mesleki kitaplarımız olsaydı diye. Özellikle kimya temelinde sorun yaşıyorum. Şükürler olsun internet sayesinde şu anda genel olarak bilgiye ulaşabiliyoruz.

 

Size sorum: Metak kaplama tesisine atıksu arıtma yaptık. Kimyasal çöktürme ve Ph ayarlamadan ibaret. Çinko parametresi zaman zaman  limitlerin üstüne çıkıyor. En iyi çöktürmeyi nasıl yaparız. Biz alüm, kostik ve poli kullanıyoruz. 

 

İkinci olarak ; meslek hayatımızdaki tek sorunlu tesisimiz diyelim, Bir türlü çözemiyoruz. Kayısı atıksuyu için kesikli çalıştığı için kimyasal arıtma yaptık. Giriş KOI: 6000-7000 mg/lt

        

kireç, alüm ve poli kullandık. Çıkışta KOI giriş değerinin çok  üstünde. Sadece kireç ve poli kullandık sınırda kaldı ,bazen geçti.

Bu arada çıkış suyu pırıl pırıl ve AKM sorunu yok. Ayrıca son pH kontrol de var ve o an pH  8 izleniyorken

lab. sonucu 5,5, geliyor. Suda okside olmayan maddeler bu bekleme sürecinde KOI ve pH ı etkiler mi?, bunu nasıl çözeriz.

 

Şu anda …. proje revizyonu istiyor ve biz sonuna kadar projemize sahip çıkıyoruz ama ne onlar ne de biz soruna bir açıklama getiremiyoruz.  Mümkün olduğunca işletme şartlarına dikkat ediyoruz.

 

<<<. En iyi çöktürmeyi nasıl yaparız. Biz alüm, kostik ve poli kullanıyoruz. 

Biliyorsunuz, çeşitli dozları denemek gerekiyor, yine de olmazsa başka çare aramak zorundasınız.

<<<<<Çıkışta KOI giriş değerinin çok  üstünde, 8000 gibi oldu

çözünmüş maddeler biyolojik arıtılabilir, kimyasal ile deneyip görmeniz lazım, anlaşılan olmuyor. Biyolojik de iyi işletilirse kesikli çalışabilir. pH, tabii ki kimyasallar nedeniyle çok çabuk değişebilir. Sorunlara en iyi çözüm okumak, sormak ve denemektir.

Kolay gelsin.

 

From: murat deniz uskaner, Sunday, August 01, 2004 6:20 PM
iyi gunler..ben bu yıl oss sınavında 335 puan aldım ve okulunuzun cevre muh. bolumunu tercıh etmeyı dusunuyorum herkes gelecegın meslegı fln diyor fakat benim saglıklı bilgim yok!mesela mevzun oldugum zaman iş imkanım varmı turkıyede?daha dogrusu ne kadar var?hangi alanlarda calısabilirim?bu bılgılere sitenizde ulasamadım onun icin size basvurdum bana bilgi verirseniz cok sevinirim

Bu tartışılmaya devam eden konuya kısa bir cevap vermek istiyorum. Çevre kirliliği değişik boyutlarda arttığı için bu konuda yeni çözümlerin araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle de mesleğimiz önemli görünmektedir. Ancak bu araştırmalar pahalı ve organize çalışmalar gerektirdiğinden daha çok zengin ülkelerde yapılabilmektedir. Söylemek istediğim, mesleğimizin araştırma sahası gerçekten geniş ama bizim gibi dar bütçeli ve kendisi üretemeyip yabancı teknolojili cihazları kullanan ülkeler için uygulama yani iş sahası dar. Bir de, çok sayıda üniversite de hiçbir kriter gözetilmeden bölümler açıldığı için mezun arzı, iş talebinden çok daha fazla olmaktadır. (Belki başka bir çok bölümde aynı durumdadır)

Ayrıca çevre yatırımları diğer alanlar gibi doğrudan ve çoğu zaman kısa vadeli kar sağlamaz, uzun vadeli ve karmaşık sosyal bir yapısı vardır.

Sonuç olarak, size tek bir cevap vermem imkansız, bilhassa yeni bir meslek dalı olduğu için konu karışık. Bazı ülkelerde olduğu gibi bizde de Çevre Bölümleri; İnşaat, Kimya, vs. gibi temel bilim dallarının içinde olsa daha iyi olabilirdi. Bu konuda tavsiyem, bizim üniversite gibi çift bölüm okumaya imkan veren okulları tercih etmeniz; hem kimyacı, inşaatçı, vs. hem çevreci olabilir, hangisini severseniz, hangisinde iş bulabilirseniz o meslek dalıyla ilerlemeye devam edersiniz.


Sent: Friday, December 17, 2004 1:49 PM Subject: İyigünler

 

iyigünler hocam, ben cevre mühendisliği 3. sınıf öğrencisiyim.Sitenizden gercekten çok şeyler öğrendim.Bir cok insan mesleğimizi sizin de değindiniz gibi farklı meslek gruplarıyla karıstırıyor ve bu beni ve cevremde tanıdığım bircok cevre  mühendisi adayı arkadaşımı üzüyor.bizler kendimizin farkında olmalıyız diye düşünüyorum.İşimizi ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum ve kendi adıma konuşmam gerekirse ben isteyerek ve severek okuyorum.iş bulup bulamama bir  yana ben önce bu eğitimi hakkıyla almak ve ne olduup olabileceğini düşünerek  ümitsizliğe kapılmaktansa çalışıp yapabileceğimin en iyisini yapmak

 istiyorum.umarım mesleğimiz güzel yerlere gelir ve bizler de insanlara  faydalı olabilecek fırsatlar buluruz.tekrar görüşmek üzere...hoşcakalın

 

Teşekkürler. Bir yerlerde yazmış olmam lazım, ama demekki pek çok yere yazmam gerekiyor : Ben mesleğimizin kötü ve gereksiz olduğu gibi vurgu yapmıyorum. Mevcut konulardan da anlaşılacağı gibi mesleğimiz çok önemli, gelecekte daha da önemli olacak.

 

Benim vurgulamak istediğim : Basit bir istatistik yapmıştık, mezunların sadece %30 kadarı mesleğinde iş bulabiliyor. Bu kişilerden bazıları Türkiye için çok önem taşıyan projelere imza atacak, iyi yetişmesi lazım.

 

Fakat benim vurgulamak istediğim para ve emek harcanan %70 grubu, buna çözüm bulunmalı, gerektiği kadar öğrenci yetiştirilmeli, Üniversiteye girmek isteyen fazlalıklar İş İdaresi, vs. gibi daha masrafsız bölümlere alınmalı. Bunun şu anki tek çözümü bazı Çevre Müh. bölümlerinin kapatılarak yüksek lisansa kaydırılmasıdır.

 


 

Yeni bir şey duydum, yeni bir şey öğrendim : Bir öğrencimiz tanık olmuş; bir fabrikada, arıtma tesisini yapan firma fabrika sorumlusuna güzel bir fikir vermiş. Arıtma sorumlusu “çamurumuzu ne yapacağız” diye sorunca; firmadaki mühendis, “Bir gün son çökeltim havuzuna doldurursunuz, kanalımız tıkandı diyerek Belediye vidanjörüne haber verirsiniz” demiş. Böylece emek ve para sarfettiğiniz arıtma artığı çamur zahmetsiz ve kolay bir yol ile denizlere ve yediğimiz balıklara ulaşabilir.

 

Sonuç olarak, AB’ye uyum için birçok yönetmelik hazırlayan Bakanlığımıza ve il teşkilatlarına daha çok iş düşüyor. Yönetmelikleri çıkarmak da zor bir çalışmadır ama bunları uygulayabilmek, halka benimsetmek, denetlemesine yapabilmek, bilinçlendirme ve ceza sistemini ülkenin gerçeklerine göre dengelemek, bunlar çok daha önemli konular.

 


 

Açıklama : Üniversitelerdeki akademik yükseltmeler, ne yazıkki Tübitak’ın da planladığı gibi teknoloji hedefli değilde bilim hedefli olduğundan, ülkemize teknoloji değilde bilimsel yeni buluşlar kazandırılmasının gerektiği düşünülerek daha fazla sayıda yabancı dilde yayın yapmaya endekslendiğinden biz de zamanımızı bu yönde kullanmak zorundayız. Bu nedenle, “Üniversite-Sanayi-Toplum İşbirliği” için oluşturmaya çalıştığım bu istek sayfasındaki cevaplar ve yenilemeler gecikebilmektedir. İsteklerinizi sürekli olarak iletebilirsiniz. İsteklerinizi önem sırasına göre zaman buldukça cevaplandırabildiğim için gecikmeler olabilmektedir. Bu nedenle şimdiden özür dilerim. Etrafımdaki bilim adamlarına ve ülkeme bakıyorum, bilim adamları sanki dünya lideri ülkelerdenmişiz gibi mühendisliğin ötesindeki araştırmalarla ilgileniyor, ülkeme bakıyorum ABD’nin daha 30’lu yıllarda yaptığı mühendislik uygulamalarını yapamıyor, bu nedenle ana projeleri sadece yabancı firmalar yapabiliyor, çünkü biz Üniversitelere konulan hedef yayın sayısı ama teknolojik gelişme değil ne yazıkki.  Ülkemizin gelişememesindeki en önemli etkenlerden olan Araştırmacı Üniversite-Uygulayıcı Kurumlar işbirliğinin oluştuğu ve geliştirildiği günleri görmek dileğiyle.

 

SİTEMDEKİ YENİLİKLER

 

1- Tavuk dışkısı-organik gübre-anaerobik arıtma-lagün... 
2- Anaerobik arıtma-maliyet- Konya-kompost-İller Bankası-Ankara-işletme problemleri...
3- Anaerobik arıtma-şeker sanayi-aktif camur-Çerkezköy-lagün-işletme problemleri...


1-Tavuk dışkısı-organik gübre-anaerobik arıtma-lagün 

Syn Gürdal KANAT;

Sizden istediðim tavuk dýþkýsýný organik gübre haline kolay bir yöntemle(bakteriler veya kimyasal) cevirmenin yöntemi varmý bu konu hakkýnda bana bilgi yollayabilirmisiniz

bu benim için çok önemli çünkü ben bir çiftçi çoçuðuyum ve ailem heryýl suni gübreye yüklü paralar yatýrýyor bölgemizde tavuk çiftlikleri olduðu halde bu çiftliklerde biriktirilen dýþkýlar hiçbir iþe yaramadýðý için orman içlerine dökülüyor ben yanýbaþýmda böyle bir kaynak varken ve bedavayken gidip parayla suni gübre almak istemiyorum zaten çok büyük paralar kazanan insanlar deðiliz sanýrým sýkýntýmý anlamýþsýnýzdýr

þimdiden ilginize teþekkür eder iyi çalýþmalar dilerim. (Sent: Tuesday, December 03, 2002 9:49 PM)


Sayın Gürdal Bey,

Sayfanızda ismini bilemediğim arkadaşımızın mailini gördüm. İzin verirseniz ben yardımcı olmaya çalışayım.

Cevabım.
Tavuk dışkılarından sizin için en kolay yararlanma yolu, bizim lagun tarzı dediğimiz yöntem ve biyogazdır. Bu iki yöntemden biyogaz konusu yatırım maliyeti yüksek ama geri ödeme süresi kısa olan bir işlemdir. Mailinizden anladığım kadarıyla sizin için en ekonomik olabilecek çözüm lagun benzeri bir işlem yapmanız olacaktır. Bu işlemde de en önemli etken bulunduğunuz bölgenin yıllık sıcaklık ortalamasıdır. Lagun, organik atıkların sıvı bir ortamda depolandığı ve geçirimsiz bir katmanla birlikte örtme materyali kullanılan sonuçtada biyogaz oluşumu sağlayan bir sistemdir (örtme materyali ile havasız ortam oluşturulur). Yatırım miktarı çok düşük olsada geniş bir alana ve bazı özel ekipmanlara ihtiyaç duyulur. Bir biyogaz reaktörüne nazaran fermentasyon sürecinin daha uzun olduğu ve daha uzun bekletme süresine ihtiyaç duyan bu yöntem, büyük bir havuz yada geçirimsiz tabaka yapılarak halledilebilir. Lagun (
anaerobic lagoon,covered lagoon ) şeklinde internette tarama yaparsanız bu konu hakkında bolca bilgi bulabilirsiniz. Ekonomik yönden çokta güçlü olmayan aile işletmeleri için lagun konusu önemli olacak gibi gözüküyor. Bu konu hakkında ayrıntılı bir çalışmaya girmedim fakat gerek bu mail ve bana gelen diğer maillerden anladığım kadarıyla gerekli hesaplamaları öğrenmenin zamanı geldi gibi gözüküyor. Arkadaşımızın mailindeki son paragraftaki cümlelere kesinlikle katılıyorum. Çiftçilerimiz malesef ellerindeki kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmaktansa gelirlerinin önemli bir kısmını sunii gübreye yatırıyorlar. Malesef çoğu çiftçimiz ellerindeki kaynağı görmemekte ısrar ediyorlar. Bence bir çok bölgede sunii gübreye boş yere yatırım yapılıyor. Ne kadar suni gübre kullanılırsa kullanılsın, bir toprağın organik kaybını karşılamazsanız, toprağın verimi giderek düşer. Toprağın canlı bölgesi, mutlaka organik yönden desteklenmek zorundadır. Ülkemizdeki bu konudaki aksi görüşlere kesinlikle katılmam. Zira tarım ülkesi Hollanda bile kanunlarla sunii gübre kullanımını gelecek 10 yıl içinde %25 lere çekme kararı aldı.


Anaerobik arıtma-maliyet- Konya-kompost-İller Bankası-Ankara-işletme problemleri

Sayın Gürdal Bey, az önce sayfanıza bakarken aşağıdaki mail ve cevabınız dikkatimi çekti. ASKİ'de kurulu atıksu arıtma tesisini iki kez gezdim. Özelliklede çamur çürütücülerini detaylı inceleme imkanım oldu. Az daha bakıma alınmış reaktörlerden birinin içine düşüyordum ve bende methan üretimine katkıda bulunacaktım. Bir konuda  haklısınız. Çamur çürütme ünitelerinde yeterli bilgi birikimine sahip ve anlık sorunlarla baş edebilecek elemanlar yok. Olası problemler ve çözümleriyle ilgili sorduğum bir çok soru yanıtsız kaldı.  Almanların kurduğu sistemde bir çok sorunu scada sistemi otomatikman hallediyor. Teknisyenlerede genelde panoya bakıp oturmak kalıyor.  Fakat veri akışından bir sonuç çıkarmaları veya çürütme sürecinin gidişi hakkında bi fikir sahibi değiller. En azından gaz analizatörleri doğru çalışmıyor.

    Üniteler 50,000,000 DM yapılmış ve doğru bir tabir kabül ederseniz kazıklamışlar. Tesislerde kojen sistemi sürekli çalışır halde ve tesislerde elektrik üretiminde %75 rakamı doğru (genede bu oran konusunda şüphelerim var).

   Daha öncede belirttiğim gibi biyogaz konusunda ağırlık verdiğim nokta hayvansal atıklar ve bunun içinde de en önemli noktayı tavuk atıkları içeriyor.

Şükrü beyin size gönderdiği mailden anladığım kadarıyla aktif çamurla birlikte tavuk atıklarını çürütmeyi (co-fermentation) düşünüyorlar. Bu noktada yanlış yapılır düşüncesindeyim. Almanya şu anda stabil çamurun tarımda gübre olarak kullanımını yasakladı (ağır metaller ve olası diğer etkilerden dolayı). Diğer Avrupa ülkelerininde kısa zamanda aynı işi yapacağını sanıyorum. Diğer önemli noktada organik gübre kompozisyonu. Tavuk atıkları bu konuda yeterli kompozisyona sahip.  Aktif çamurla kullanılarak fermente edilmesi ancak kaliteyi bozar. Aynı zamanda ek birimlerden dolayı işin maliyetide büyür.  Ankara bölgesi tavuk çiftlikleri yönünden zengin bir bölge, Bu konuda yaptığınız (aksi takdirde bu paralar çöp gibi toprağın içine gömülüp kalır) yoruma %100 hak veriyorum.

Yazının sahibi ismini vermiş ama ben de saklı kalsın. Burada ASKİ sadece örnek olarak ismi geçen kuruluş (cevaplarını her zaman bekleriz) Konu bir kurum değil Türkiye’deki arıtma tesisleri. Staj yapan öğrencilerimiz “hocam, arıtım tesisleri düzgün çalıştırılmıyor, kaçak deşarjlar yapılıyor” diye bulundukları yerleri şikayet ediyor. http://www.yildiz.edu.tr/~kanat/problemler.htm sayfasında tartıştığımız gibi sadece 3 kamyon çöp gelip kapatılan ama milyarlar harcanan Marmaris kompostlaştırma tesisi gibi örnekler var.


Sayın Gürdal Bey ~kanat/problemler.htm sayfasında işletme problemlerini çok iyi tesbit etmişsiniz. Söylediğiniz gibi en büyük problem işletme problemleri. Kanımca işletme problemlerinden daha önemli bir sorun var. Bunu bir örnekle açıklamak istiyorum.  Belki haberiniz olmuştur. Tuz gölü kanalizasyon atıklarıyla mahvoluyor diye bir çok kez gazete ve televizyonlarda haberler çıktı. Yapılan analizlerde böyle bir şeyin söz konusu dahi olmadığı ortaya çıktı. (Sent: Tuesday, June 25, 2002 5:08 PM Subject: Re: Ynt: ASKİ)

 

Bu analiz değerlerinden örnek verebilirmisiniz?
Bir de şunu  vurgulamalıyız : Arıtma, doğrudan kar getirmeyen, sanayiciler için denetimlerden dolayı fabrikada bulunması gereken ve kontrol olması durumunda çalıştırılabilen, adaletli bir kontrol olmaması durumunda rekabeti önemli ölçüde etkileyebilecek, bu nedenle işletilmesi aptallık olacak bir tesis olarak görülmektedir.  İller Bankasının şehirlere arıtım tesisi yapmasındaki hedefi hala anlayabilmiş değilim. Gerçi diğer altyapı tesislerindeki sistem olsa gerek ama kanal çalışmazsa halk müdahale eder, şehir dışındaki arıtma çalışmazsa bir iki (genellikle teknik bilgisi olmayan) gönüllü dışında müdahale eden bir toplum seviyesine ulaşmamışız gibi görünüyor. Bakanlık çok merkezi çalıştığından (ve tahminim AB deki ileri arıtımları kapsayan teferruatlı yasaları tercüme ve işlerliğiyle zaman kaybettiklerinden) ve üniversite veya diğer kamu kuruluşlarıyla yeterli diyoloğu kuramadığından mevzuat karmaşasının içinde kalmakta.  Mühendisler, tesis inşaatından yeterli parayı kazanabilmekte, işletme sorunlarında daha az kazanabileceklerini düşündüğümden bu problemlere öncü olmalarını beklemiyorum. Yine tek çare üniversitelerin işe el atmasına kalıyor. Bizim de yetkimiz olmadığından yapılabilecek tek şey bakanlığa baskı yaparak denetlemelerin ülkemiz ihtiyaçlarına ve şartlarına uygun hale getirilmesidir. Burada da en iyi alternatif kirlilik yüküne bağlı para cezası gibime geliyor. Bu sayede tahminim bütün tesisler işler hale gelecektir (İSKİ kanalı için iyi kötü en işler sistem örneği bu).

Fakat herşeye rağmen arıtma tesisinin yapılması kararlaştırıldı ve KOSKİ'ye bağlı çevre mühendisleri takdire deyecek bir çalışmanın içine girdiler. Tebrik etmek lazım çünki bu konuda profesyonelce çalıştılar. Tesis belediyenin kendi öz sermayesiyle yapılacaktı. Tahmini maliyet 15 milyon doları buluyordu. Buraya kadar her şey iyi. bir müddet sonra İspanyol Kredisini çıkardılar ve şu anda da bakanlığın etkisiyle tesisin maliyeti 30-40 milyon doları bulacak.   Burada asıl problem şu, kendi ülkemizde büyük bir tesisi dizayn edebilecek ve işletmeye alabilecek bir çok çevre mühendisimiz varken ne diye bakanlık da bu işlere dahil olup, maliyetler katlanarak yurt dışı firmalara yaptırılıyor?

Bu soruyu, bizleri yetştiren, yüzlerce uluslararası yayını olan Profesör hocalarımıza sorsanız dahi iyi. Neden bizim mühendislerimiz yapamıyor ve de işletemiyor. Ülkemiz bilim politikası bize mühendisliği değil SCI adı verilen ve genellikle yeni birşey keşfetmeyi içeren deney çalışmalarını zorunlu tutuyor. Mühendislik projelerinin akademik yükselmede hiçbir etkisi yok, bunlar siz mühendislere kalmış durumda. Ben sadece ülkeme kıyamadığım için bu konularla amatör olarak ilgileniyorum

ASKİ nin tesisinin son durumu hakkında bir bilgim şu an yok. Fakat son gittiğimde çamur pompalarının üretim hatasından ötürü sık sık arıza yaptığını öğrendim.Aynı zamanda yağmurlu günlerde by-pass yapma durumları var.

İst.da da durum aynı, yağmur kanalı olup arıtma yapamayan bir ülke olduğunu duymamıştım, bize öğretmediler herhalde. ASKİ de çamur ünitesini yabancılardan devraldıktan sonra proje verilerinin ve süresinin %25'i kadar çalıştırabiliyorlarsa kendilerini tebrik etmem gerekir, ilk örnek olurlar.

   Katı atıklar konusuyla uğraştığım konudan dolayı yakın ilgim oldu (sayfanızda değinmişsiniz). Geri kazanım tesislerinin çoğunu izliyorum. Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış. Çoğu geri kazanım tesisi işletilemiyor. İşletilememesindeki en büyük problem ekipman değil. Çünki kullanılan ekipmanlar tüm korrozif şartlara dayanıklı malzemeden. Geri kazanımda gördüğüm iki büyük sorun var. 1:İşletme şartlarını bilmeyen kişilerin işin başında olması, 2: Kompost üretiminde bakterilerin kullanılmaması, Bu konuda sadece Konya şehri çöplerinin kompostlaştırılması için gereken bakterinin yıllık maliyeti, 1,200,000 $. Bakterileri biz üretelim önerisinde bulunduk. Tüm üretim ekipmanının maliyeti bu miktarın yarısını bile bulmaz ve tüm ülkenin bakteri ihtiyacı tek merkezden sağlanabilir.Henüz cevabı bekliyoruz. Aslına bakarsanız saf bakteri kullanılmasına da gerek yok. Çok ucuz maliyetlere  bakteri kullanımı yapılabir. Sütü kaliteli bir yoğurtla mayalamaktan başka yapacak bir şey yok.

Çok istisnalar dışında bakteri kullanıldığını duymadım. Bu konuyu biraz açmalısınız? Anaerobikmi tasarlanıyor? Ülkemizdeki mühendislikle bunu yapabilirlermi?

Gürdal Bey tekrar merhabalar,

  Uzun bir süredir yazamadım. Size önemli kuruluşların (bir devlet kuruluşu) çevre konusunda ne kadar bilgili olabileceğine dair gülsekmi-ağlasakmı cinsinden bir olayı anlatmak istedim. Konya şehrinde önemli iki çevre projesi var, bunlarda birisi atıksu arıtma tesisi (geçen aylarda 28,000,000 $'a ihale edildi) diğeride düzenli depolama alanı projeleri.

Şu anda Konya Büyük Şehir Belediyesi bu iki proje yüzünden çevre konularına fıkra olabilecek bir şekilde bir devlet kuruluşumuz tarafından mahkemelik oldu. Düzenli depolama alanı projesinin tümhazırlık aşamaları Belediyemiz tarafından tamamlandığı halde yıllardır ÇED raporu kabul edilmiyor. Sebep uçus sahası içerisinde bulunan depolama alanında oluşabilecek kuş tehlikesi. Buraya kadar normalmi?  Normal gelebilir. Fakat adı üstünde düzenli depolama sahası. Geri kazanımdan artan (organik kısımlarda komposta çevrilecek) çöp sürekli kapatılacak. Dolayısı ile her hangi bir kuş tehlikesi söz konusu olamaz. Hadi bunada tamam, fakat martı gibi kuşların çöp sahasında çoğalabileceğinden bahsediyorlar. PES doğrusu! Konya'da martı bulunduğunu bilmiyordum. Düşünün ılıman bir iklime ve denize sahip olmayan Konya'da martı populasyonu oluşacak. Zannedersem bilgilerimi tekrar gözden geçirmem gerek. Konyada martı kuşunun bulunduğunu ispatlarsam zannedersem National Geographic dergisine kapak olurum.  Aklıma gelmişken bir şey daha, eski çöp sahası aynı sahada ve ÇED alınamadığı için düzensiz bir şekilde eski çöp sahası kullanılmak zorunda kalınıyor.....

Hadi bunlarada tamam, peki siz hiç bir atık su arıtma tesisinde su kuşlarının bulunabileceğine dair bir şey duydunuzmu? Düşünün aerasyon havuzlarında ördekler geziniyor,sedimentasyon havuzlarında pelikanlar alglerle besleniyor, bu su kuşları mutlu bir hayat yaşıyorlar.

Bunlar size şaka gelmesin. Malesef hepimizin çok saygı duyduğu bu devlet kuruluşumuz, sahip olduğu ..........mantık yoktur sözünü tam manasiyle doğrulayan bir şekilde, Yukarıda bahsettiğim sebeplerden , iki önemli çevre projesinin önünü mahkemeler aracılığıyla kesiyor. Çevre bakanlığımızsa (biraz kuşlar hakkında eğitim almaları gerek) bu kuruluşumuzun tarafını tutarak engel oluyor.

 Bu arada Tuz Gölü konusunda bazı noktalarda yanılmışım. Yazları hariç, kışları yağmur yüzünden kirliliğin bir kısmı göle ulaşıyormuş.

  Saygılarımla,

  Selim ÖZKÖK Sent: Sunday, September 22, 2002 12:34 AM


 

Sayin Gürdal Bey,
Uzun bir zamandan beri sayfaniza göz atiyorum. Biyogaz konusunda 5 yildir çalisiyorum ve bu konuda özel bir sirketin  AR-GE'sinde proje sahibi ve yöneticisi olarak çalistim. Anaerobik reaktörler konusunda MTR (mitochondrial tank reactor) adini verdigim UASB ve filter reaktörlerin ortak yönlerini bünyesinde  toplayan ve özel hareketli bir dolgu materyali içeren reaktör modelini  gelistiriyorum. Ülkemizde yapilan çalismalara bakarak, organik atiklar  konusunda zannedersem en gelismis bioreaktör sistemini ben kurdum. Aktif çamurdan ziyade agirlik hayvansal atiklar. Bu konuda ileri bir  düzeye geldigimi söyleyebilirim. Özelliklede bioreaktör sistemler konusunda  oldukça uzmanlastim (asi üretim processleri dahil). Su anda biyogaz konusunda DAGS (deneysel arastirma-gelistirme simülatörü)  ismini verdigim modüler ve real time veri akisi saglayacak ikincil gelistirilmis bioreaktör sistemini ortaya çikariyorum. Bu özel reaktörler sistemi anaerobik konusunda bir çok noktayi  aydinlatacak ve bir çok arastirmaya da kapi açacak. Çevre mühendislerinden uzak durmaya bakiyorum. Özelliklede geldigim  noktada bundan mesleki rahatsizlik duyanlar çok oluyor.. Çünki ben veteriner  hekimim ve hayatimin son 5 yilini sadece biyogaza adadim. Ekte organik atik arastirmalari için yaptigim ikincil bioreaktör  sisteminin resimleri var. Bu sistem tamamen evde yapildi ve sistemin  bulundugu yerde salonum. Biyogaz konusunda hayvansal atiklar agirlikli  konularda bilgi isteyenlere e-mailimi verebilirsiniz. Çalismalarinizda basarilar dilerim. Tekrar görüsmek dilegiyle. saygilar  sunarim. Selim ÖZKÖK June 12+21, 2002.

 

 

Kusura bakmayin sinavlar nedeniyle cevap yazamadim, tatilde uzun bir cevabi deneyecegim çünkü konu önemli. Bir diger önemli konu isin maliyeti, kabaca da olsa bu hususta bilgi verebilirseniz sevinirim.

Iyi çalismalar.

=============================

Sayin Gürdal Bey,
Ilginiz için tesekkür ederim. Biyogaz yatirimlari için net olarak sunu söyleyebilirim: Biyogaz yatirimlari konusunda benim 3/1 ve 4/1 dedigim iki oran var. Bu oranlar yurt disi firmalarin yada yurt disi ortakli verilen tekliflerin, üçte birine veya dörtte birine (tesis modeline göre) anahtar teslim fiyatina ülkemiz sartlarinda yapilabilecegidir. Bu konuda bir çok kurulmasi muhtemel tesislerin genel fizibilite çalismalarini yaptim ve bu oranin degisebilecegini sanmiyorum. Örnek vermek gerekirse Alman Uhde firmasinin Aytaç hayvancilik tesislerine verdigi biyogaz tesisi fiyati 7,200,000 DM. Bu tesiste kojenerasyon uygulamasi yok ve sadece sicak buhar üretimi önerisinde bulunmuslar. Ayni tesisin kojenerasyon sistemiyle birlikte benim çikardigim maliyeti 1,700,000 -1,800,000 DM (sapma miktariyla birlikte). Bu sadece bir tek örnek, diger örneklerde benzer sekilde 3/1 ve 4/1 oranina uyuyor. Benzer sekilde Adams Consuld firmasinin Abalioglu grubuna önerdigi tesis fiyati 2,100,000 dolar. Ayni tesisin ortaya çikan maliyetide 527,000 dolar. Maliyet üzerinden tam kapasitede sadece enerji gelirlerine göre geri ödeme süresi 10 ay. (organik gübre satislari hariç). Tam kapasitede gübre satislariyla birlikte geri ödeme süresi 3,8 ay gibi (maliyet üzerinden) inanilmaz bir süre. Geri ödeme süreleri tam kapasite kullanima ve satislara göre hesaplandi. Bu iki örnek büyük tesisler. Fakat su an için modüler aile tipi (5-10 büyükbas hayvani olanlar için) bir reaktörün maliyetinin yaklasik 1,5 milyar TL düzeyinde olacagini tahmin ediyorum. Kesin rakam bu konuda ki tasarim ve maliyet çalismalarim sonucu ortaya çikacak. Burada aile tipi reaktör derken önemli bir konuyu açiklamak gerek. Bahsi geçen reaktörlerin Hint tipi ve Çin tipi denilen tropik iklim reaktörleriyle alakasi yok. Zamaninda ülkemizde denenen reaktörlerse bu iki tip reaktör. Mailimi veya ismimi yayinlamanizda hiç bir sakinca yok. Bu konuda sorusu olanlara elimden geldigince yardimci olmaya çalisirim. Niyetim mail atmadan Istanbul'da ziyaretinize gelip tanismakti, fakat islerimin yogunlugu nedeniyle Istanbul görüsmelerimi iptal etmek zorunda kaldim. En kisa zamanda görüsebilmek temennisi ile.
Saygılarımla.

Sayın Gürdal Bey,

    Daha önceki maillerimde hatırlarsanız "deneysel araştırma geliştirme simülatörü" yada kısa adıyla DAGS sisteminden bahsetmiştim. Ekte şu  anda evde yaptığım bazı insanlara!!!!! cevap nitelikli organik atık reaktörünün yeni resimlerini bulacaksınız. Diğer resimse biraz konunun dışında olacak ama bir teklif olarak sunduğum ve Ülkemizde bir ilki teşgil ettiğini düşündüğüm aşı üretim prosesinin flow diyagramı. Ha ne alaka diyebilirsiniz. Bu konu gerçekten çokkarışık bir teknoloji ve biz bu sistemi A danZ ye tasarladık ve teklif olarak sunduk. Umarım bir yeterlilik olarak görürsünüz. (rüştü ispatlamak).

  Şimdi asıl konuya değinmek istiyorum. Sizce DAGS sistemi için finans bulma şanşımız nedir? Sistemin nerde kurulacağının hiç bir önemi yok. Önemli olan bu istemin ortaya çıkması. Bu sistemle geri kaldığımız anaerobik, çevre bakterileri üretimi vs vs gibi pek çok konuda hızlı adım atma imkanını elde etmiş olacağız.Saygılarımla

 

Tartışmanın Devamı



Anaerobik arıtma-şeker sanayi-aktif camur-Çerkezköy-lagün-işletme problemleri

Merhaba Hocam, proje olarak Ankara ...... Fabrikasinin atiksuyunu aritma projesi verildi bize. Biliyorsunuz aslinda bir aritma tesisi mevcut orda (aktif camur unitesi ve depolama havuzlarindan olusuyor) ama rehabilitasyona ihtiyaci var. Ben internetten sizin Seker Sanayi Atiksularinin Anaerobik Aritimina Etki Eden Faktorler konulu yaziniza ulastim. Biz de bu sistem icin eldeki lagunlari anaerobik lagun olarak kullanmaya ve ardindan da facultatif sistemle verimliligi artirmayi amacliyoruz. Ama atiksu ortalamada 3000 mg/L BOD5 ve 3000 m3/d akisla geliyor ve tek bir anaerobik sistem istedigimiz kriterlere inmemizi saglayamiyor. Biz de tam 3 anaerobik lagun dizayn ettik ama bunun verimliligi ve ne kadar uygulanabilir oldugu hakkinda endiselerimiz var. Dunyada bunun uygulamari oldugunu nette ogrendik ama Ankara gibi soguk bir iklimde calisip calismayacagini bilemiyoruz. Bu konu hakkinda bizi yonlendirebileceginiz herhangi bir adres ya da kaynak var mi? Ya da bu konu hakkindaki gorusleriniz nasil? Biliyoruz cok yogunsunuz ve bu yogunlukta vaktinizi bu sekilde aldigimiz icin ozur dileriz.


* Vakit bulduğum ölçüde size yardım etmekten memnuniyet duyarım. Önce sizden 1-2 sorunun cevabını alabilirsem hata yapmadan sonuca ulaşabilirz.  Orada aritma tesisi varmıydı hatırlayamadım. Niçin rehabilitasyona ihtiyaci var ?
"bu sistem icin eldeki lagunlari anaerobik lagun olarak kullanmaya ve ardindan da facultatif sistemle verimliligi artirmayi amacliyoruz."
*  Bu, bazı hususlar dikkate alındığı takdirde, uygun bir çözüm gözüküyor. Ülkemiz gibi düşük gelirli ülkelerde anaeorobik arıtım muhakkak değerlendirilmeli, bu arıtım teknolojisinin ilk yatırımı pahalı gibi görülüyor ama bunun nedeni prosesi dışarıdan almamız, eğer bizim mühendislerimiz yaparsa ucuza gelir. Bilirsiniz zengin Avrupalılar dahi petrol krizinden etkilenip anaerobik arıtıma başlamış. 
"Ama atiksu ortalamada 3000 mg/L BOD5 ve 3000 m3/d akisla geliyor ve tek bir anaerobik sistem istedigimiz kriterlere inmemizi saglayamiyor."
* Tabiiki, ama yüksek bir veriminiz olabilir ve üstüne gaz elde ediyorsunuz,
"Biz de tam 3 anaerobik lagun dizayn ettik ama bunun verimliligi ve ne kadar uygulanabilir oldugu hakkinda endiselerimiz var. Dunyada bunun uygulamari oldugunu nette ogrendik ama Ankara gibi soguk bir iklimde calisip calismayacagini bilemiyoruz."
* Dizayn verilerinizi bilmiyorum, birşey diyemem. Ama biliyorsunuz iyi bir verim, bilhassa anaerobikte, sıcaklıkla doğru orantılı, bunun fizibilitesi iyi yapılmalı yoksa yanlış bir müh. tasarımı yapılır.
 "Bu konu hakkinda bizi yonlendirebileceginiz herhangi bir adres ya da kaynak var mi? Ya da bu konu hakkindaki gorusleriniz nasil? Biliyoruz cok yogunsunuz ve bu yogunlukta vaktinizi bu sekilde aldigimiz icin ozur dileriz."
* Gerçekten, özel arama yapacak vaktim yok ama kazara elime bir bilgi geçerse size yazabilirim. Interneti bilemem ama eski yayınlarda çok bilgi var.
Kısa sorularınız olursa yardımcı olabilirim. Kolay gelsin.


Sayin Kanat,
Oncelikle vakit ayirdiginiz ve cevap verdiginiz icin cok tessekkurler. Ne kadar yogun oldugunuzu tahmin edebiliyoruz ve bu arada bize cevap vermeniz bizim icin cok sevindirici.
Sistemde yapilmis bir aritma tesisi var. 4 tane lagun var ama sadece depolama amacli kullaniliyor, sanki dengeleme tanki gibi. Ana unite aktif camur unitesi. Ama dizayn edilirken bazi varsayimlar yapilmis (MLVSS konsantrasyonu, gelen BOD konsantrasyonu gibi) ve sistem calismamis. Su anda atiksularini lagunlarda biriktirip ASKI kanalina atiyorlar. Biz aktif camur dusunmedik cunku bu kadar yuklu bi atiksu icin once anarobik aritma daha mantikli gibi gozuktu bize. O yuzden 3 anaerobik lagunumuzla toplamda %80 (tek tek %50 aritim) aritma dusunuyoruz. Ondan sonra da fakultatif bir sistemle (lagun sistemi gene) devam edip lagunun sonuna bir kaya filtresi koyarak aritmayi bitiriyoruz ve eldeki verilere gore (tamamen teorik) ankara cayina desarj edebilecek kadar dusuruyoruz BOD ve AKMyi. Biz teoride herseyin mumkun gozukup pratikte islememesinden korkuyoruz. 3 tane ardi ardina anaerobik sistemin pratikte calismayacagini dusunuyoruz. Ama biz neden calismayacagina dair bir sey bulamadik. Hatta nette calistigina dair dokumanlar var. O yuzden sizin de yazinizi okuyunca belki bir fikir alabiliriz diye dusunduk. Sonucta seker atiksuyunda toksik bi madde yok, ama acaba anaerobikte aritilan miktarin cozunmus BOD olmasi mi onemli. Orda mi karisir isler bilemedik.


* Ülkemizdeki bir uygulama örneği olduğu için, vaktimi alıp işlerimi geciktirdiğinizden dolayı cevap yazmayayım diyorum ama dayanamıyorum, yetişen mühendislerimiz için bunlar bilim dediğimiz ve ülkemizde çoğu zaman sadece kütüphane raflarını süsleyen çalışmalardan daha önemli.

"Sistemde yapilmis bir aritma tesisi var. 4 tane lagun var ama sadece depolama amacli kullaniliyor, sanki dengeleme tanki gibi."

* Ne yazık, bilhassa kamu sektöründe sadece müteahhitlere para kazandıran ama işletilemeyen tesisler yapılıyor. Bakanlıktan üniversitelere, çevre müh. odasına kadar da kimse işlemeyen tesislerle ilgilenmiyor, suçu sadece belediyelere yıkıyoruz.

"Biz aktif camur dusunmedik cunku bu kadar yuklu bi atiksu icin once anarobik aritma daha mantikli gibi gozuktu bize."

* Tabiiki, kaybedilecek metan deposu organik atıkları eğer aerobik arıtmaya tabi tutarsanız, hem hava kirliliği yapan kömürden üretilen elektrik harcayacaksınız hem de çıkacak yaklaşık 4-5 ton/gün lük fazla çamuru, İstanbul daki arıtmalarda olduğu gibi Mamak? taki vahşi depolama sahasına göndermeniz gerekecek (gerçi İst. dakiler sızdırmaz depo). 

 "O yuzden 3 anaerobik lagunumuzla toplamda %80 (tek tek %50 aritim) aritma dusunuyoruz. Ondan sonra da fakultatif bir ...."

* Evet, seri bağlı reaktörler. Çok anlamlı olmayabilir, benim aramaya vaktim yok, bahsettiğiniz internet adreslerini verirseniz inceleyebilirim. Çevre müh. altın kurallarna gelelim ; 1- siz hiçbir arıtma yapmasanızda org. madde doğada kendiliğinden arıtılır.  2- Havuz boyutları ve sayısı, inşa-mekanik esaslar ve verime bağlıdır. Seri yerine paralel, uzun bekletmeli yapmak daha uygun. Ülkemizde artık çevre piyasası olmalı, yani ucuza inşa edilen mühendislik uygulanmış, UASB tipi, kısa sürede arıtma yapabilecek anaerobik arıtma tesisleri kurabilen ve işletebilen mühendislerimiz olabilmeli, batılılar 30'lu yıllarda çamur arıtma tesisleri kurmuş, biz de hala yok. Zaten organik çamurundan biyogaz elde edilmeyen arıtma tesisinin çok bir anlamı yoktur, sadece alıcı nehirde oksijen ve  katımadde kirliliği olmasın diye büyük paralar harcarsınız.

"acaba anaerobikte aritilan miktarin cozunmus BOD olmasi mi onemli. Orda mi karisir isler bilemedik. "

* Tabii, madde türlerine göre kolay ve zor ayrışanlar var, bunun için arıtılabilirlik ön çalışması yapmak gerekir. Elinizdeki bilgileri iletirseniz belki daha fazla tartışabiliriz, iyi çalışmalar.

Bir de damlatmalı (kaya) filtre değil de aktif çamur tercih edin. DF, ucuz olmakla birlikte zorlukları var, kamu sektörü için pahalı olmasına rağmen kolay çalışanı tercih edin, yoksa onu da çalıştıramazlar, harcanan paralar çöpe gider.  Mesela Çerkezköy arıtmada DF yi sorunlu diye iptal etmişler.

DAHA DÜŞÜNECEK, TARTIŞACAK ÇOK ŞEY VAR AMA KISMETSE BİR BAŞKA SEFERDE DEVAM EDERİZ. Kolay gelsin, ülkemize faydalı olması dileğiyle.


Projemiz aslinda nerdeyse sonlanma asamasina geldigi icin belki proses degistirip UASBye gecemeyiz. Ama bir secenek olarak dusunmustuk biz de, ki bir cok arkadasimiz da tercihleriniz bu yonde kullandilar. Belki sistemde hazirda kazilmis bir alan olmasaydi biz de UASB yapacaktik. Ama isin ekonomisinin de her zaman onde dusunulmesi gereken etkenlerden oldugu ogretildigi icin lagun daha uygun gibi geldi.


Ha, bu arada başınıza dert alabileceğinizi de unutmayın. Çevre Bak. yeni tesis yapıyorsunuz diye sizden yüzlerce detayı olan ÇED raporu isteyebilir. (Eğer, arıtma yapmıyor, vahşi atık depolamaya devam ederseniz, bir olay yada şikayet olmadığı sürece yada politik bir hasmınız olmadığı sürece bir sorununuz olmaz ama el uzatıp arıtma yapayım derken kolunuzdan olmayın, biz çok duyduk, bu da size bir tecrübe olsun.)


Merhaba

Sayfanıza tesadüfen rastladım ve içeriği çok hoşuma gitti. Baktım araştırma ve proje sahiplerine yardımcı oluyorsunuz belki bizede bir fikir verebilir yada kaynak gösterebilirsiniz diye düşündüm. Bu hafta izin için gittiğim memleketten yeni döndüm(Erzincan/Kemaliye) . Bir arkadaşımın biyogaz ile ilgili çalışması vardı fakat methodu yada ilmi hakkında yeterli bilgisi yok.İnternette de fazla bilgi bulamadım. Bir köylü olarak araştırmacı ve yaratıcılığına hayran olup onun için araştırma yaparak yardımcı olmak istedim. Kendisi 1.80 m yüksekliğinde 2 m eninde tezek doldurmak için bir havuz yapmış ve üzerini kapatacak aşamaya gelmiş. Bundan sonra ki aşamaları sağlıklı yapması için bize yardımcı olabilirmisiniz.Saygılarımla. Hakan ÜNLÜATA

------------------------------------------------

Sayın ÜNLÜATA,

Benim gibi büyükşehirlerdeki araştırmacılar sanayi atıklarından yada arıtma çamurundan biyogaz elde etmeyi araştırır. Hayvan  dışkısı üretim alanları bize uzak olduğundan ve bunlar genellikle gübre olarak kullanıldığından konumuz dışındadır. Fakat, bu konu (biyokütleden enerji) Hollanda, Danimarka gibi zengin, gelişmiş ülkelerde, 1973 petrol krizinden sonra ve fakir Çin, Hindistan ve tropik ülkelerde araştırma konusu olmaktadır.

Arkadaşınız bazı bilgiler almışki tesis inşa ediyor, nereden bilgi almış acaba ? İnternette bilgi olması gerekir, bulabilirsem adreslerini bildiririm. Bu konuda birçok araştımanın (sadece) mevcut olduğunu biliyorum, ama vakit bulabilirsem size kısa bilgiler göndermeye çalışırım.


……..  Belediyesi atıksu  arıtma tesisleri yeni faaliyete geçti. Buradan çıkan çamurun nasıl değerlendirileceği hakkında bilgi sahibi olmak istiyoruz.Bununla ilgili analizler ve bu analizler sonucuna göre nasıl değerlendirilebileceği hususunda bilgi verebilirseniz sevinirim.E-Mailinizi bekleyeceğim.

------------------------------------------------

Çamur konusunda 200-300 sayfalık kitaplar mevcuttur, 1-2 cümle ile verilecek bilgi yeterli olmaz ama kısaca:

Arıtımı pahalı olduğundan en basit çözüm atık (çöp) olarak uzaklaştırmaktır. Bir çok detayı olan analizleri uygun ise arazide kullanma dahil diğer alternatifler uygulanabilir.

Sonuç : Arıtma düşünüldüğü kadar basit bir uygulama değildir.

Detaylı bilgiler için vaktimiz müsait olmadığından çok sayfalı kitapları tavsiye edeceğim.

İyi çalışmalar.

=================================

E-mailimi cevaplamnızdan dolayı teşekkür ederim.

Ankara Büyükşehir Belediyesi(ASKİ) Atıksu Arıtma tesislerinde çamurdan biyogaz elde edilip elektrik enerjisine dönüştürüldüğünü ve tesisin toplam elektrik enerjisi tüketiminin % 75'ini biyogaz enerjisinden karşıladıklarını biliyoruz. Burada zannediyorum çamur kalitesi en önemli parametre. Zira çamur içeriğinde biyolojik aktivasyonu olumsuz yönde etkileyecek inhibitör maddelerin var olup olmadığı ve Çamur içeriğindeki carbon içeriği bunların analizini fakültenizde yapıyormusunuz.Yapıyorsanız ücreti mükabili yaptırmayı düşünüyoruz.Analiz sonuçlarına göre biyogaz eldesi çalışmaları yapmayı düşünüyoruz.Eğer sonuçlar olumsuz çıkar ise Tarımsal amaçlı gübre olarak kullanıp kullanamayacağımızı araştıracağız.Sonuçlar yine olumsuz çıkar ise çöp alanına dökmek son çare olacaktır.

   Ayrıca Tavuk çiftliklerin in fazla olmasından dolayı bu gübre ile birlikte biyogaz üretmeyide düşünüyoruz. Tavuk gübresinin fazla olmasından dolayı istenmeyen koku ve kara sinekle mücadelede de biyogaz üretimi ile başaçıkmayı düşünüyoruz. Ayrıca bu konularla ilgili dökümanlara nasıl ulaşabileceğim hakkında veya kitap isimleri verirseniz sevinirim.

Şimdiden teşekkürler. İyi Çalışmalar. Saygılar

------------------------------------------------

Şükrü Bey,

İlk olarak dileklerimi ileteyim. Tavuk gübresi de olduğuna göre biyogazın kurulması çok iyi olur ama internet sitemde de bahsettiğim gibi bizde çok süslü projeler yapılıyor ama işletilmesi hiç dikkate alınmıyor. Uzaktan ne kadar olabilir bilemiyorum fakat bu konuda size yardımcı olmaya çalışırım.  

Benim bildiğim kadarıyla ASKİ de çamurun çürütülüp enerjiye dönüştüğünü zannetmiyorum, o sadece kağıt üzerindeki planlama, elinizde yeni veriler varsa, gönderirseniz sevinirim. Durum İstanbul da da aynı, daha arıtım dahi tam verimine ulaşmadı. Çamur arıtımı tecrübeli elemanlar gerektirir ve asıl sorun maliyettir. Toplam arıtım maliyetinin %20-40 kadarı çamur kısmında olabiliyor (hesabını siz yapın). http://www.yildiz.edu.tr/~kanat/altin.htm sayfasında belirttiğim gibi projede gözüken değerler de uygulamada yanıltıcı olabilmektedir.

Çamurla ilgili (yeterli yada değil ama) uymak zorunda olduğunuz bir Yönetmelik var, Katı atıkların kontrolu. Buna bakarsak;

-          6 ayda bir çamur analizi yapılıp kayıtları korunacak,

-          Toprağın da analizi yapılarak takip edilecek,

-                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                   -                    -                    Ve kullanılması yasak bazı alanlar verilmiş.

Yine http://www.yildiz.edu.tr/~kanat/wmanag.html adresli sayfamda belirtildiği gibi çevre yatırımları ve düzenli olarak işletilebilmesi, ülkedeki kişi başına gelirle orantılı, yani bizim 3000 $/kişi kadarlık bir yatırım gücümüz var. Bu parayı da israf etmemek için ülke şartlarına (Avrupa ve Amerika özentisine göre değil) en uygun şekilde hazırlanmış planlar yapmalıyız, aksi takdirde bu paralar çöp gibi toprağın içine gömülüp kalır. Burada sizin de tesisinizi finanse ettiğini düşündüğüm İller Bankası kararlarını incelemek gerekir.

Analizler Bölümümüzde yapılabiliyor (ağır metaller) tek bir analizin mevcut fiyatı 50-70 milyon+KDV imiş. Bölüme ne analizi ve kaç adet olduğunu belirten bir dilekçe yollarsanız resmi maliyet rakamı size bildirilecektir. Faks : 212-2619041 ve 2596762

Aradığınız kitaplar Üniversitelerde mevcut, almak isterseniz kitap evleri size getirtebileceği listeleri verebilir. İngilizce bilen birisiyle internette çok sayıda bilgi bulabilir, Amerikan Çevre Kurumu EPA nın sitesinden de çamur ile ilgili yapılmış çalışma raporlarını isteyebilirsiniz.

Arıtma konusunda biraz kötümsermişim gibi konuşmamım nedeni şu: Bizim laboratuvarda olduğu gibi İTÜ, Marmara Üniv. Gibi diğer laboratuvarlarda da anaerobik arıtımı başarı ile yapabiliyoruz. Fakat ülkemizde araştırmalar sadece laboratuvarda teşvik edildiği için anaerobik arıtım yapıp biyogaz elde edilmesi ile ilgili uygulama çalışmalarının maliyetini bilemiyoruz. Biz laboratuvarda kontrollu ve maliyeti hesap etmeden çalışıyoruz, oysa uygulamada maliyet en önemli faktördür. Kamu kuruluşlarımız ve sanayimiz üniversitelerle ortak çalışma yapmıyor. Sayfalarımda dikkat çekmek istediğm konu da bu zaten. Yurt dışında organik atıklar çok iyi değerlendirilmeye çalışılıyor. En zengin, gelişmiş ülke ABD dahi arazide arıtım yöntemleri üzerinde çalışma yapıyor.

İyi çalışmalar.


 

DİĞER GÖRÜŞLER