http://geocities.yahoo.com/cevbol

 

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNİN ALTIN KURALLARI

 

 


Ya ümitsizsiniz,

Ya ümit sizsiniz,

Ya çaresizsiniz,

Ya çare sizsiniz.


 

1-Maddenin Korunumu Prensibi

“Var olan hiçbir maddeyi yok edemezsiniz, arıtım yaparak dahi…Peki, arıtım ne işe yarar?”

 

2-Ç.O. doğanın kanunu gereği az bulunur (en fazla kaç olabiliyordu??)

 

3-   Dolayısıyla anaerobik ortam oluşur.

 

“Anaerobik süreç de bir arıtımdır, ve son yıllarda çok popular olmuştur. Peki, o zaman neden istenmez?”

 

Ülkemizde de 30 kadar havasız (anaerobik) arıtma yapan tesis olduğu belirtiliyor (Çoğunluğu sanayi atıksuları olmak üzere. Kaynak, genellikle İ.Öztürk hocamızın yazıları). Fakat, bu tesislere ait maliyet analizleri ve biyogazın kullanılıp kullanılamadığı ile ilgili bilgiler mevcut değil. Ne yazıkki, Ülkemizdeki üniversitelerin hedefi teknolojiden ziyade bilim olduğu için bu konuda yeterli bilgi bulunamıyor.

 

4-Arıtım için 2 şey gereklidir : Teknoloji (mühendislik) ve Para, (ve sanayi).

 

Mühendislik, mühendislik, mühendislik...

 

Mühendisliğin zayıf olduğu bir ülkede bilim ne işe yararki?

 

Biyolojik arıtma dediğimiz, organik maddelerin arıtımı olan aktif çamur, kompost, vs gibi klasik teknolojilerin günümüzde her sorunu araştırılmıştır. Ülkemizde bunları uygulamak için geriye sadece mühendislik hizmeti kalmıştır. Fakat, buradaki en büyük sorunlardan biri enerji ihtiyacı ve pahalılığıdır.

 

Ülkemizin gelişememesinin en önemli nedenlerinin başında mühendislik (teknik teknoloji) seviyesinin yükselmemesi geliyor (tabii bunu tam anlayabilmek için AB, ABD, Japonya gibi ülkeleri görmek gerekiyor). Bilim politikamız ve üniversiteler temel bilimlerdeki gelişmeyi hedeflediğinden (yönetici hocalarımız ABD nin öyle geliştiğini iddia etmiş) mühendislik ve sanayimizin gelişmesi ihmal edilmiş.

 

Alman mühendisliği ve teknolojisi : Hamburg (Germany) wastewater treatment plant, arıtma tesisi değil enerji üreten bir fabrika.

http://www.iwaponline.com/wst/05007/wst050070045.htm

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15553458

http://www.cem.yildiz.edu.tr/4-arastirma/bilimsel_toplantilar/bolum_seminerleri/seminer_1.pdf

 

 

Mühendislik ile bilimin arasındaki farka ülkemizden örnekler veriyorduk; 90’ların başından beri, org. C gideremeyen ülkemizde N,P, vs gibi ileri arıtmalar araştırılıyor diyorduk sürekli. Hava kirliliğinden de bir örnek vereyim: belki tonlarca egzos gazı yutuyoruz, bunlar çalışılınca bilim olmuyor, daha önce çalışılmış, bulunmuş, biliniyor, vs deniliyor; bunlar basit mühendislik işi deniliyor. Peki, arkadaşlara bakıyorum bilim adına ne çalışıyorlar: bahçedeki taşın üzerinde kaç adet kirletici molekül birikmiş, ve bunun muhtemel etkisi ne olabilir diye karmaşık bir matematik model yapılmış.

 

The Nutty Professors

 

 

Figure 1. Electricity production from biogas in the EU in 2005 & 2006 (in GWh). Where is Turkey?

 

 

Gelişmiş ülkelerin daha 1800’lü yıllarda yaptığı büyük mühendislik başarıları (Bize ait, Osmanlı veya daha önceki medeniyetlerin eserlerini de sakın unutmayalım) :

http://www.7wonders.org/wonders/civil-engineering-wonders.aspx

----

Ülkemizin borç batağında olduğu ve 5-10 yılda bir krize uğradığı unutulmamalı. Bu nedenle bazı yöneticilerimiz ve hocalarımız  süper planlar ve projeler yapar ama bunların sürdürülebilir olmadığı ve mevcut kaynaklarımızı tüketerek yarardan çok zarar getirdiğinin farkında olmakta önemli.

        Mesela, 80’li yıllarda kompost tesislerine harcanan paralar çöpe gitmiştir, tesisler yapılmış ama çalıştırılamamıştır. Atıksu arıtma tesislerinin de çalışma verimleri sürekli kontrol edilmeli, çamurları etrafa atılmamalı.

 

Türkiye'nin gençleri daha uzun bir süre Batı teknolojisine hayran kalabilir çünkü Ülkemizde teknolojik mühendislik gelişimi hedeflenmiyor (umarım benim düşündüğümden çok daha kısa sürede hedeflenir).

Üniversite ve araştırma kurumlarımızda teoriyi seven yönetici birkaç hocamız, "ABD temel bilimler ile uğraşarak gelişti" gibi tuhaf bir bilim politikası oluşturmuş. Bu nedenle bizim Üniversitelerimiz Ülkemize uygun teknoloji üretmekle değil temel bilim denilen çalışmaları üretmekle meşgul (yayınlanan makaleleri okuyup bakın).

Bu nedenle gençlerimiz daha uzun süre Batı teknolojisine hayran kalır ve bu ülkelere gitmek için fırsat kollar.

 

(Türkiye’de araştırması yapılan ama uygulama ve mühendisliği sıfıra yakın (yada HİÇ) olmayan bazı konular: Biyoenerji, compost, vs.)

 

Teşekkürler Banvit, üniversitelerin yapamadığını sen yapıyorsun, pilot tesisleri üniversitelerin kurması gerekirdi, teknolojik bir ülkede.

Banvit, enerjisini 20 bin hayvandan çıkaracak

http://www.sabah.com.tr/2009/02/22/haber,61425FC6157E4283851EEA5955BB1F44.html

 

Avrupa seviyesinde yayın sayımız arttı ama niye arıtma tesisi sayımız yeterince artmıyor; katı atıklarımızın çoğu organik madde ama kompost tesisimiz niye çok az, acaba profesör hocalarımız bunun nedenini düşünüyormu?


Almanya'da caddelerdeki kanal kapaklarında kot farkı varmı diye epey bir araştırdım. YOK. Bütün kapaklar yol ile aynı hizada, caddelerde çukur yok. Alman işçinin defterinde caddede çukur olabilir yazmıyor. Ülkenin mühendisliğinden değil işçiliğinden bahsediyorum, mühendisliğini siz tahmin edin artık. İşte aramızdaki fark. Bu küçük farkı giderebilecek kadar büyük bir gelişme gösterebilirsek belki de Almanlara yetişebiliriz.

 

30 yıllık geçmişte, hocalarımız çok sayıda yayın yapmış, Bölümlerimiz ABET, MÜDEK gibi kalite belgeleri almış ama, katı atıklarımızı kil döşeyerek depolayacak tesisleri yapabilecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, atıklarımızı hala VAHŞİ bir şekilde depoluyoruz; her şehrimize kanal  inşa ederek atıksuları biyolojik arıtmadan geçirebilecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, hala kontrolsuz bir şekilde doğaya veriyoruz; organik muhtevası yüksek atıklarımızı kompost yapabilecek tesisleri inşa edecek mühendisler YETİŞTİREMEMİŞİZ, ... Üniversitelerimiz çoğunlukla teori çalışmış, ekte bunu belirtmeye çalıştım.

 

(devamı … ) Almanya : Bilimi, mühendislik ve teknolojiye dönüştüren bir toplum

 

Tabii, şimdiye kadar olduğu gibi parayı kredi (borç) olarak alırsanız ülke lüks bir haldeyken batar ve sömürge olur. Mühendislik de kendi ürünümüz olmalı. Bunlara bir de teknolojik sanayiyi eklemeliyiz. Ataköy’deki çamur çürütme için bütün parçaları veya lab.daki bütün aletleri yurt dışından getirtiyorsak bu bir gelişme değildir.

 

 

Gelir Seviyemiz ve Çevre

 

90’lı yıllardan beri sayfaları şekillendirmeye çalışıyoruz, meslekteki 20 yıldan fazla olan sürede Ülkemizdeki mühendislik seviyesinin, verimli çalışan arıtma tesislerinin, çamur arıtımı ile ilgili seviyemizin ne kadar arttığını izlemeye çalışıyoruz. Fakat, kabul etmek gerekir ki, sanayileşmiş-gelişmiş dediğimiz ülkelerin GNP değeri 20,000-30,000 dolar seviyesindedir. Bu nedenle, bizim teknolojik mühendislik seviyemizin artabilmesi için öncelikle GNP değerimizin 10,000 dolar seviyesinin üstüne çıkması gerekiyor (G.Kore, İspanya, İsrail, Rusya’da olduğu gibi). Bizde ise, galiba, son krizden sonra tekrar 3,000 dolar seviyelerinde.

Umarım ben yanılıyorumdur ama, başta Üniversitelerimiz olmak üzere bütün kurumlarımız bilimden önce mühendislik seviyemizin arttırılması için çalışmalıdır. Gelişmişlik seviyemiz yabancı dilde yayın yaparak değil, teknolojik sanayi üretim gücümüzün artması ile sağlanabilecektir. Tübitak daha yeni teknolojiyi hedeflemeye başladı.  Başta Üniversitelerimiz olmak üzere, gelişmiş ülkelerin mühendislik seviyelerini çok iyi incelemeliyiz.

 

 

5-   Bazı arkadaşlarımın ısrarı üzerine :

6- Büyük güçler de hata yapabilir. İşte örnekler :