YTÜ’den her binaya uygun, yerli modüler deprem izolatörü
YTÜ’de sanayi iş birliği ve TÜBİTAK desteğiyle yürütülen proje kapsamında geliştirilen modüler deprem izolatörü, farklı büyüklükteki yapılara uyarlanabilen yapısıyla yenilikçi bir çözüm sunuyor. Standart alt birimlerin bir araya getirilmesiyle inşaat projesine göre istenilen büyüklükte izolatör oluşturmaya imkan veren yerli sistem, maliyet ve zaman avantajıyla dikkat çekiyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Laboratuvarı’nda yürütülen TÜBİTAK 1501 destekli proje kapsamında, yapıların deprem sırasında maruz kaldığı hareket ve etkileri azaltmaya yönelik modüler bir deprem izolatörü geliştiriliyor. YTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Bekiroğlu öncülüğünde yürütülen çalışma, Yıldız TTO AŞ’nin üniversite-sanayi iş birliğindeki koordinasyonu ve Ferge Mühendislik’in elastomer teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla sürdürülüyor.
Prototip aşamasına geçilen projede, mekanik testler de devam ediyor. Projenin temel hedefi, deprem sırasında üst yapıya aktarılan ivme ve yer değiştirmelerin sınırlandırılması yoluyla yapıların daha güvenli bir davranış sergilemesini sağlamak.
Prof. Dr. Serkan Bekiroğlu, “İnsanların canını en çok yakan, en fazla maddi hasara sebep olan depremin etkilerini en aza indirecek bir modüler deprem izolatörünün ülkemizde geliştirilmesini sağlamak istiyoruz.” dedi.
Modüler tasarımla istenen büyüklükte izolatör
Geliştirilen sistemin en önemli özelliği; her inşaat projesi için baştan ve tamamen özel bir izolatör üretmek yerine, standart olarak üretilen alt birimlerin ihtiyaç doğrultusunda birleştirilebilmesi. Sistem sayesinde ihtiyaca göre küçük ya da daha büyük izolatörler oluşturulabiliyor. Bu da hem zaman hem de maliyet açısından büyük avantaj sağlıyor. Modüler tasarım sayesinde, insan kaynaklı hataların azaltılması da hedefleniyor.

Standart üretimle zaman ve maliyet avantajı hedefleniyor
Projenin öne çıkan yönlerinden biri de deprem izolatörlerinin daha erişilebilir hale getirilmesine yönelik üretim modeli. Geleneksel yöntemde her yapı veya proje için farklı özelliklerde izolatörlerin üretilmesi gerekirken, geliştirilen sistemde standart alt birimlerin belirli miktarlarda üretilip stoklanması mümkün olacak.
Farklı inşaat projeleri için mevcut standart birimlerin bir araya getirilmesiyle farklı boyutlarda izolatörlerin kısa sürede oluşturulması ve ihtiyaçlara daha kısa sürede yanıt verilmesi amaçlanıyor.
Prof. Dr. Bekiroğlu, bu üretim yaklaşımının sağlayacağı avantajı, “Her bir projeye özel üretilmesi gereken izolatör birimlerini biz standart üretim olarak yapıp bunların belli adetlerde bir araya getirilmesiyle oluşturabileceğimizden bu büyük bir zaman ve avantaj fırsatı tanıyacaktır” sözleriyle açıkladı.
Standart üretim modeli test süreçlerinin daha etkin yürütülmesine de katkı sağlayacak. İzolatörlerin tamamının her proje için yeniden tasarlanıp üretildiği standart uygulamalarda testler maliyeti artırıyor ve süreci uzatıyor. Modüler sistem ise test süresi kısalırken maliyet de düşüyor.
Küçük ve orta ölçekli depremlerde de etkinlik hedefleniyor
Modüler izolatör sistemi yalnızca büyük depremlerde binaların yıkılmasını engellemeye yönelik bir çözüm olarak tasarlanmadı. Yıkıma neden olmayan orta ve küçük ölçekli depremlerde üst yapıya aktarılan ivme ve yer değiştirmelerin sınırlandırılması amaçlanıyor.
Deprem etkisinin faydan uzaklaştıkça azalmasına rağmen yapıların bu hareketlerden etkilenebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bekiroğlu, “Büyük depremlerde uzak bölgelerdeki binalar ya da yıkıcı olmayan küçük sarsıntılarda deprem izolatörünün bir koruma kalkanı gibi çalışmasını hedefliyoruz. Yani yıkıcı olmayan sarsıntılarda binanın yorulmamasını ve uzun vadeli kullanımını amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hastanelerden konutlara kadar geniş kullanım alanı
Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından geliştirilen sistemin yalnızca hastane gibi kritik yapılarda değil, konutlarda da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Özellikle kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılan binalara dikkat çeken Prof. Dr. Bekiroğlu, “Konutlarda da yaygın hale getirilmesi için ürünün üretiminin artırılmasını arzu ediyoruz” dedi.

Yerli üretim, erişilebilirliği artıracak
Deprem izolatörlerinin ithal edilmemesi; maliyet, erişim ve test süreçleri açısından zorlu bir süreci de beraberinde getiriyor. Proje yerli üretim hedefiyle bu zorlukları da ortadan kaldırıyor. Yerli üretimin yaygınlaşması ile izolatörlerin farklı yapı projeleri için uygun maliyetle ulaşılabilir hale gelmesi projenin hedeflerinden biri.
Test süreçlerinde YTÜ altyapısı kullanılıyor
İzolatörlerin binalarda kullanılmasından önce belirli mekanik testlerden geçirilmesi gerekiyor. Türkiye’de bu testleri gerçekleştirebilecek laboratuvarların sınırlı olması, izolatörlerin geliştirilmesi ve üretiminde önemli bir konu olarak öne çıkıyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesindeki Mesnet Sönümleyici Test Merkezi, projenin test çalışmalarında önemli bir altyapı sunuyor. Prototiplerin mekanik testleri YTÜ’deki laboratuvar altyapısının yanı sıra Ferge Mühendislik’in atölyesinde de gerçekleştiriliyor.
Projenin temelleri 2023 depremlerinin ardından atıldı
Projenin fikir aşamasında merhum Prof. Dr. Ahmet Ekerim’in önemli katkıları bulunuyor. Prof. Dr. Ekerim akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getirerek projenin temel ekibinin oluşmasına öncülük etti. Prof. Dr. Bekiroğlu, “Kendisi ekibi bir araya getirdikten sonra çalışmaların ilerlemesini, gelişimini ve proje aşamasına kadar gelinen süreçlerde bize katkılarını sürekli sağladı” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Ekerim’in vefatının ardından proje ekibi çalışmalarını sürdürürken, Yıldız TTO AŞ’nin desteğiyle proje TÜBİTAK 1501 kapsamında desteklenerek Ar-Ge sürecine taşındı.

Akademi ve sanayi aynı projede buluştu
Proje, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin akademik ve laboratuvar altyapısı ile Ferge Mühendislik’in elastomer teknolojileri alanındaki uzmanlığını bir araya getiriyor.
Ferge Mühendislik’ten Fatih Erdoğmuş, projenin farklı uzmanlık alanlarının bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını belirterek, “Kritik ihtiyaçlar için Yıldız TTO AŞ aracılığıyla üniversitenin diğer birimleriyle bir araya gelmiş olduk. Dolayısıyla ancak böyle bir birliktelikle böyle bir proje ortaya çıkabilirdi” dedi.
Erdoğmuş, projenin yalnızca akademik bir çalışma olarak kalmamasının önemine de dikkat çekerek, “Bu proje hiçbir zaman sadece laboratuvarda kalacak tekil, akademik bir çalışma değil. Bu, üniversite-sanayi iş birliğinin bir araya geldiği ve sonuçlarını çok hızlı bir şekilde sahada gördüğümüz başarılı bir proje vesikası” ifadelerini kullandı.
Saha testlerine geçilmesi planlanıyor
TÜBİTAK 1501 desteğiyle Ar-Ge çalışmaları devam eden projede prototip üretimi ve mekanik testler sürdürülüyor.
Projenin sonraki aşamasında saha testlerine geçilmesi ve geliştirilen izolatör sisteminin farklı yapı türlerinde uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi hedefleniyor.
Fatih Erdoğmuş, “Testlerimizin bir kısmı burada ve bir kısmı bizim atölyemizde devam ediyor. Yakın zamanda saha testlerine de başlayacağız ve Türkiye'de birçok alanda, birçok yapı stoğunda bunları kullanmak için elimizden geleni yetiştirmeye çalışıyoruz” dedi.